Yüzlerce kişilik omuz omuza bir kalabalık içinde olduğunuzu düşünün. Herkesin sürekli olarak bir sağa bir sola rastgele hareket ettiği bir ortamda -üstelik de karanlıkta- hiç kimseye çarpmadan kalabalığa uymanız istense, bu ne derece mümkün olurdu?
Bizim için imkansız olan bu hareket balıklar için çok kolaydır. Çünkü balıklar "yanal çizgi" olarak adlandırılan mükemmel bir duyu sistemi ile birlikte yaratılmışlardır. Bu sistem, vücudun her iki yanında boyuna uzanan noktalar veya kesik çizgiler halindedir. Sistemin duyu hücreleri, deri altında bir kanal içerisinde yer alır. Dış ortamda olabilecek en küçük bir basınç değişimi, su dalgalanması, akıntı şiddeti ve yönü bu organlarla saptanır.
Balıklar bu özel duyularının aracılığı ile titreşimleri yarı hissedebilir ve yarı duyabilirler. Yemlerinin yerini veya düşmanlarının konumunu belirleyebilirler. Bunların yanı sıra, en bulanık su akıntılarının içerisinde yönlerini bulabilirler. Ayrıca, sudaki en ufak ısı ve basınç değişimlerini de fark edebilirler. Yanal çizgi özellikle yakındaki düşük frekanslı titreşimlere duyarlıdır; örneğin kıyıdaki adımlara veya suyun yüzeyine düşen bir cisme...
Kıyıda konuşabilir, şarkı söyleyebilir veya radyo dahi çalabilirsiniz, balıklar bunlardan ürkmeyeceklerdir. Ancak suyla bağlantısı olan bir şeyi hareket ettirirseniz, örneğin iskeleyi sarsarsanız, ya da suya taş atarsanız tüm balıklar ortadan kaybolacaklardır.
Balığın bu duyu organı oldukça kompleks bir yapıdadır. Evrim teorisinin iddia ettiği gibi balığın böyle bir mekanizmaya ihtiyaç duyup, kendi iradesiyle mükemmel bir yapı ortaya çıkarması imkansızdır. Böyle kusursuz bir duyu sisteminin rastgele tesadüflerle, zaman içinde aşama aşama oluşması da mümkün değildir. Bu sistemin tek bir defada kusursuz bir biçimde ortaya çıktığı son derece açıktır. Bu mükemmel sistemlerin Yaratıcısı ise Alemlerin Rabbi olan Yüce Allah'tır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder