22 Temmuz 2011 Cuma

Denizlerdeki deliller



İnsanlar Allah'ın varlığını, kudretini ve bazı sıfatlarını, yaratmış olduğu varlıklara bakarak anlarlar. Her resmin kendi ressamını tanıtması gibi, canlı ve cansız varlıklar da kendilerini yaratmış olan Allah'ı bize tanıtırlar. İnsanın da bunlar üzerinde düşünmesi ve yaratılış delillerine tanık olması gerekir. Nitekim Allah Kuran'da, deve, sivrisinek, arı, örümcek gibi çeşitli hayvanları, bitkileri, ağaçları, dağları, yerleri, gökleri birer iman hakikati, yani yaratılış mucizesi olarak örnek vermiştir.
Çevremizde gördüğümüz -veya göremediğimiz- birçok varlık, vicdanıyla ve aklıyla bakan her insan için bir iman hakikati olma özelliği taşır. Örneğin bahçede yürüyen karınca, masada duran çiçek, sokaktaki veya evimizdeki kedi, köpek ya da kuş, vücudumuz, göklerdeki ve yerdeki kusursuz düzen, yağmurun yağması, çevremizi sarıp bizi uzaydan gelen zararlı ışınlardan ve maddelerden koruyan atmosfer ile bunlar gibi daha niceleri Allah'ı tanımak isteyen her insan için birer iman hakikatidir. Dev bir yıldızın hayatı, büyük bir iman delili olabileceği gibi vücudumuzun herhangi bir organı da imana yönelten bir hakikat olabilir.

1.Deniz Altındaki Mühendisler


Allah, balıkların sudaki hareketini kolaylaştırıcı birçok sistemi birarada yaratmıştır. Bu sistemlerin tasarımları ve fonksiyonları birbirinden tamamen farklıdır. Ancak biri olmadan diğeri bir işe yaramamakta, herhangi bir eksiklikte söz konusu canlı ölmektedir. Bu Allah’ın üstün yaratma sıfatının tecellilerinden biridir.
Günümüzde modern denizaltı yapımı için ileri teknolojiler kullanılmakta, çok sayıda uzman mühendis ve bilim adamı çalışmaktadır. Amaç su altında daha fazla kalabilen, daha az enerjiyle, daha fazla hareket kabiliyeti olan makineler üretmektir. Ne var ki bütün çalışmalara ve seferber edilen imkanlara rağmen bu gemilerde başarılabilen sadece geminin su altında ilerleyebilmesi, gerektiğinde yükselip alçalması ile sınırlıdır. 

2.Benzersiz Duyu Sistemi


Yüzlerce kişilik omuz omuza bir kalabalık içinde olduğunuzu düşünün. Herkesin sürekli olarak bir sağa bir sola rastgele hareket ettiği bir ortamda -üstelik de karanlıkta- hiç kimseye çarpmadan kalabalığa uymanız istense, bu ne derece mümkün olurdu?
Bizim için imkansız olan bu hareket balıklar için çok kolaydır. Çünkü balıklar "yanal çizgi" olarak adlandırılan mükemmel bir duyu sistemi ile birlikte yaratılmışlardır. Bu sistem, vücudun her iki yanında boyuna uzanan noktalar veya kesik çizgiler halindedir. Sistemin duyu hücreleri, deri altında bir kanal içerisinde yer alır. Dış ortamda olabilecek en küçük bir basınç değişimi, su dalgalanması, akıntı şiddeti ve yönü bu organlarla saptanır.

3."Dört Gözlü" Balığın Muhteşem Optik Tasarımı



Anableps adını taşıyan ve "dört gözlü" olarak tanınan bir balık türü, suyun hem içinde hem de dışında son derece iyi görebilir. Dört gözlü balığın gerçekte her birinde ikişer mercek bulunan iki gözü vardır. Balık hemen hemen su seviyesinde yol alırken, yüzeyin üzerinde kalan göz bebekleri ile havayı taramakta, yüzeyin altında kalan alt göz bebekleri ile de su altı dünyasını incelemektedir. Balığın her bir gözü, iki ayrı odaklama sistemine sahiptir. Her odaklama sistemine ait mercek de bulunduğu ortama özel bir kırılma açısına sahiptir.
Balığın, suyun ve havanın fiziksel özelliklerine göre bir optik sistem tasarlayıp, her ikisini tek bir göze monte etmesi mümkün değildir. Dört gözlü balığın özelliklerine ilişkin söylenebilecek tek şey vardır; o da, harikulade olan bu sistemi her türlü yaratmayı bilen Allah'ın kusursuzca yaratmış olduğudur. gücünün sınırsızlığını Kuran'da şöyle bildirmektedir:

4.Su Altındaki Gizli Dünya




Karada, gökyüzünde ve suda yaşayan her canlı doğadaki dengenin çok önemli birer parçasıdır. Bu birbirinden bağımsız parçaların hepsi kesintisiz bir uyum içinde çalışır. Yaşamlarını sürdürebilmek için birçok canlı birbirlerine ihtiyaç duyar. Birkaç satır sonra anlatmaya başlayacağımız iki canlı doğadaki yardımlaşmayı daha iyi anlamamıza yardımcı olacak ve Allah'ın kainatı üzerine bina ettiği sonsuz ilmi daha derin düşünmemizi sağlayacaktır.(Harun Yahya, Doğadaki Tasarım)

5.Balıklar Suda Nasıl Yaşarlar?




Şu an yaşayan ve yüzlerce yıl önce yaşamış olan tüm balık türleri, Allah'ın onlar için yaratmış olduğu mükemmel sistemler sayesinde su altında rahatlıkla yaşayabilirler.
Balıkların suda ne kadar kıvrak ve hızlı hareket ettiklerine hepiniz şahit olmuşsunuzdur. Balığın yüzebilmesi için ekstra bir hareket yapmasına gerek yoktur, bunun için kuyruğunu sağa sola sallaması yeterlidir. İşte balıkların suyun içindeki bu rahat hareketleri kıvrak omurgaları ve vücutlarındaki bazı sistemler sayesinde gerçekleşir.
Balıklar, durgun halde yüzerken aniden yüksek hızlara ulaşabilmek için çok fazla enerjiye ihtiyaç duyarlar. Ani hızlanabilmek onlar için çok önemlidir; çünkü avcılardan kaçabilmek için buna ihtiyaçları vardır.
Üstelik balıklar suyun içinde çoğu zaman akıntıya karşı hareket etmektedirler. Siz kendinizin suyun içindeyken ne kadar zor hareket ettiğinizi, yolda yürürken ise ne kadar kolay hareket ettiğinizi düşünün.

6.Teknolojik İlerlemenin Yolu: Doğayı Taklit



İnsanoğlu canlılarda karşılaştığı mükemmel tasarımları henüz tam anlamıyla teknolojiye taşıyamamış, hatta bu üstün tasarımları kısmen keşfedebilmiştir.
Doğadaki canlıları incelediğimizde bibirinden kompleks, üstün tasarımlara sahip olduklarını görürüz. Doğada varolan bu tasarımlar yıllardan beri bilim adamları ve mühendisler tarafından incelenmekte ve taklit edilmeye çalışılmaktadır. Yapılan araştırmalar ve deneyler sonucunda canlılarda bulunan kusursuz sistemlerin birer benzerleri olan robotlar ve gelişmiş mekanizmalar üretilmektedir.
Amerika'daki ünlü bilim çevreleri, doğadaki tasarımın bilim ve teknoloji tarafından taklit edildiğini bildirmektedirler. Örümceğin ürettiği ipek, bitkilerin yaptığı fotosentez, böceklerin kusursuz kanat yapıları bunlardan yalnızca birkaç tanesidir. Bilimsel bir makalede doğadaki tasarımın üstünlüğü ve bunun teknolojiye model teşkil ettiği şöyle belirtilmektedir:
"Doğadaki mekanizmalar üzerinde yapılan çalışmalar göstermektedir ki, filden proteine kadar pek çok yapı tasarımcılar ve mühendisler için zengin bir fikir havuzu oluşturmaktadır. Üstelik bu havuzun derinliğini artırma potansiyeli de çok yüksektir." (Harun Yayha, Doğadaki Tasarım)